Düşük (Abortus) Nedir?
Gebeliğin kendi kendine, genellikle bebeğin rahim dışında yaşayabilecek olgunluğa erişmeden önce (20. gebelik haftasından önce) sonlanmasına tıp dilinde Abortus (Düşük) adı verilir. Bilinen tüm gebeliklerin yaklaşık %15-20'si maalesef düşük ile sonuçlanmaktadır. Düşüklerin çok büyük bir kısmı (%80'i) gebeliğin henüz ilk 12 haftasında, yani ilk trimester (ilk 3 ay) adı verilen erken dönemde meydana gelir.
Bir anne adayı için düşük yapmak duygusal olarak son derece sarsıcı ve zor bir süreçtir. Ancak unutulmamalıdır ki, erken dönemde yaşanan düşükler genellikle vücudun "sağlıksız bir gebeliği" doğal bir savunma mekanizmasıyla sonlandırma şeklidir ve bir sonraki gebeliğin sağlıklı olmayacağı anlamına kesinlikle gelmez.
Erken Dönemde Düşük Neden Olur?
Düşüklerin altında yatan asıl neden genellikle anne adayının yaptığı bir hata (ağır kaldırmak, stres, egzersiz yapmak) değildir. İlk 3 ayda meydana gelen düşüklerin en büyük sorumlusu genetik faktörlerdir:
- Kromozomal Anomaliler: Sperm ve yumurtanın birleşmesi sırasında meydana gelen genetik veya kromozomal hatalar, embriyonun sağlıklı bir şekilde büyümesini engeller. Düşüklerin %60-70'inin nedeni budur ve tamamen tesadüfidir.
- Hormonal Dengesizlikler: Gebeliğin devamı için gerekli olan progesteron hormonunun yeterince salgılanamaması.
- Rahim İçi Problemler: Rahim içinde var olan büyük miyomlar, polipler, rahim ağzı yetmezliği veya doğuştan gelen rahim şekil bozuklukları (perde vb.) embriyonun tutunmasını zorlaştırabilir.
- Kronik Hastalıklar: Kontrol altına alınmamış şiddetli tiroid hastalıkları veya diyabet (şeker) hastalığı.
Düşük Belirtileri Nelerdir? Ne Zaman Acile Başvurulmalı?
Aşağıda yer alan belirtiler, gebeliğin tehlikede olduğunun güçlü sinyalleridir. Bu belirtilerden herhangi birini yaşadığınızda paniğe kapılmadan vakit kaybetmeden kadın hastalıkları ve doğum uzmanınıza veya bir acil servise başvurmanız hayati önem taşır.
1. Vajinal Kanama ve Lekelenme
Düşüğün en yaygın ve ilk fark edilen belirtisi vajinal kanamadır. Gebeliğin erken döneminde (embriyonun rahme tutunduğu haftalarda) hafif kahverengi veya açık pembe lekelenmeler normal kabul edilebilir. Ancak; kanamanın adet kanamasından daha yoğun olması, parlak kırmızı renkte olması ve özellikle pıhtı veya parça içermesi çok güçlü bir düşük tehlikesi (veya düşüğün başladığının) işaretidir.
2. Şiddetli Kasık, Karın ve Bel Ağrısı
Gebelik boyunca rahmin büyümesine bağlı olarak hafif kasık krampları yaşamak normaldir. Ancak ağrının adet sancılarından çok daha şiddetli olması, belden kasıklara doğru vurması ve kramplar (kasılmalar) halinde düzenli olarak gelmesi, rahmin içindeki dokuyu dışarı atmaya çalıştığını gösterebilir.
3. Parça veya Doku Düşürme
Kanama ile birlikte vajinadan pembemsi, beyazımsı, gri veya doku/et parçasına benzer materyallerin gelmesi, düşüğün gerçekleştiğinin (veya devam ettiğinin) net bir bulgusudur. Hekiminiz bu parçaları patolojik inceleme için görmek isteyebilir.
4. Gebelik Belirtilerinin Aniden Kaybolması
Gebeliğin başından beri yoğun olarak yaşanan mide bulantısı, kusma veya göğüslerdeki aşırı hassasiyetin çok ani bir şekilde (bir gün içinde) tamamen kaybolması, gebelik hormonlarının (HCG) düşüşe geçtiğini ve gebeliğin sonlanmış olabileceğini gösterebilir. (Ancak belirtilerin zamanla hafiflemesi normal bir durumdur, ani kesilmelere dikkat edilmelidir.)
Düşük Tehlikesi (Tehdidi) ile Gerçek Düşük Arasındaki Fark
Her kanama veya ağrı "düşük yaptığınız" anlamına gelmez. Bazen gebelik kesesi etrafında hafif bir kanama (hematom) olabilir ancak kese yerinde ve bebeğin kalp atışları sağlıklıdır. Buna "Düşük Tehdidi" (Abortus İmminens) denir.
Düşük tehdidi saptandığında hekiminiz size kesin yatak istirahati önerebilir ve gebeliği tutundurmak, rahim kasılmalarını durdurmak amacıyla progesteron hormonu destekleri (iğne, hap veya fitil) reçete eder. Birçok anne adayı, düşük tehdidi teşhisi almasına rağmen tıbbi destekle sağlıklı bir şekilde bebeğini kucağına almaktadır.
Düşük Sonrası İyileşme ve Yeniden Gebelik
Düşük tanısı ultrason ve kan (Beta HCG) testleriyle kesinleştiğinde, rahim içinde kalan parçaların (materyalin) durumuna bakılır. Rahim kendi kendini tamamen temizlemişse (tam düşük) ek bir müdahaleye gerek kalmaz. Ancak rahimde hala parça kalmışsa, enfeksiyon ve kanama riskini önlemek için ufak bir kürtaj (vakum) işlemi ile rahim içinin temizlenmesi gerekebilir.
Fiziksel iyileşme genellikle birkaç hafta içinde gerçekleşir ve adet döngüsü 4-6 hafta içinde normale döner. Tıbbi olarak, rahim duvarının kendini toparlaması için bir kez adet gördükten sonra yeniden hamile kalınmasında bir sakınca yoktur. Ancak, art arda iki veya üç kez düşük (tekrarlayan gebelik kaybı) yaşandıysa, yeni bir gebelik planlamadan önce genetik testler, pıhtılaşma testleri ve rahim filmi (HSG) gibi detaylı incelemelerin yapılması zorunludur.